Güney Afrika’nın büyülü başkenti Cape Town, doğal güzelliklerinin yanı sıra asırlık bağlara sahip çiftlik evleri ve dünyaya nam salan restoranlarıyla da ziyaretçileri kendine çekiyor. Masa Dağı’nın gölgesinde insanın ruhuna iyi gelen doğal yapısı ve atmosferiyle dünya turizminin son dönemdeki yıldız destinasyonları arasında yer alan şehre sadece bir saat uzaklıktaki bu çiftlik ve restoranlar, organik gastronomide dünyaya örnek olacak trend’lere imza atıyor. Tabii bunda Cape Town’ın yüzyıllar boyunca Asya ile Avrupa arasında köprü oluşturan bir liman şehri olmasının payı büyük. Afrika’nın güney ucundaki bu limana soluklanmak üzere uğrayan gemilere tarlalardan, bahçelerden taze meyve-sebze ve yiyecek sunulmasıyla oluşan Cape Table (Cape Sofrası) geleneği, bu çiftliklerin ve bağ evlerinin bugün sergilediği “tarladan sofraya” yaklaşımının temelini oluşturuyor. Doğal yaşamak ve özüne dönmek isteyenlere kapılarını açan Cape Town adreslerinin en iyilerini sizin için mercek altına aldık.

Mont Rochelle

Sir lakaplı dünyaca ünlü işadamı Richard Branson’ın tam bir Afrika aşığı olduğunu biliyor muydunuz? Kenya ve Güney Afrika’da safari kampları bulunan Branson’ın kıtadaki en yeni yatırımı, Cape Town’daki Mont Rochelle oldu. Şehrin Cape Winelands bölgesinde, lüks restoranlarıyla ünlü Franschhoek kasabasında yer alan bu bağ evi, Branson ve ekibi tarafından 26 odalı süper lüks bir otele dönüştürüldü. Tabii doğal dokusu korunarak…

Mont Rochelle’de şiraz, merlot gibi üzüm türlerinin isimleri verilen suit odaların ve genel kullanım alanlarının dekorasyonunda zarif bir şıklığa konfor öğeleri eşlik ediyor. Seçilen mobilya ve objelerin modern çizgilerini etnik ve biraz da sıra dışı Afrika aksesuarları tamamlıyor. Örneğin Afrikalı kadınların kıtaya has boncuklardan yarattığı kuzu heykeli ana salonda ziyaretçileri karşılarken, görenlerin yüzünde tatlı bir tebessümün oluşmasına neden oluyor.

Haşmetli dağların arasında ısıtmalı yüzme havuzu, fitness salonu, spa’sı, lüks butiği ve iki restoranıyla hizmet veren Mont Rochelle, şehre yeme-içme için gelen ziyaretçilerin listesinde ilk sıralarda yer alıyor. Otelin restoranlarından Country Kitchen’da daha çok gün içinde yemek yiyebileceğiniz bir menü ve setup mevcut. Miko ise lokal ve mevsimsel ürünlerden hazırlanan fine dining menüsüyle gurmelerin ve özel davetlerin adresi. 26 odalı bu lüks butik oteli özel kutlamalarınız için kiralamanız da mümkün. Mont Rochelle’de at ve bisiklet binebilir, tenis oynayabilir, dağ yürüyüşlerine çıkabilir ve arazideki küçük gölün etrafında, Mont Rochelle mutfak ekibinin hazırladığı sepetlerden birini tercih ederek piknik yapabilirsiniz.

DETAYLAR: Mont Rochelle’de gecelik konaklamalar iki kişi için R9800’dan başlıyor. ww.virginlimitededition.com

Delaire Graff Estate

Dünyaca ünlü mücevher evi Graff Diamonds’ın sahibi, efsane işadamı Laurence Graff, Afrika’ya duyduğu sevgiyi kendi kişisel koleksiyonundan seçtiği sanat eserleriyle dekore ettiği muhteşem bir bağ evi ve otelle taçlandırdı. “2003 yılında bu bağları ziyaret ettiğimde hissettiklerimi hala hatırlıyorum. İlk görüşte aşktı” diye anlatıyor Graff, yarattığı esere gururla bakarken. Verimli bağlarıyla öne çıkan Stellenbosch kasabası yakınlarındaki Delaire Graff Estate, Cape Town’a gastronomik bir ziyaret yapanlar kadar sanat için gelenlerin de bir numaralı adresi oluyor.

Relais & Chateaux üyesi muhteşem bir otelden bahsediyoruz. Haşmetli Botmaskop  Dağı ile çevrili yemyeşil Stellenbosch Vadisi’ne bakan ve ısıtmalı plunge havuzlarla tamamlanan sadece 10 villaya sahip. Odalar, pencerelerin açıldığı uçsuz bucaksız doğa manzaralarının etkisine gölge etmeyecek şekilde yalın ve modern mobilyalarla dekore edilmiş. Tüm villalarda misafirlere hizmet edecek kişisel butler’ların görev yaptığını belirtelim. Butler’ınız sadece oda servisinizde değil, gün içinde yapmak istediğiniz aktivitelerin organizasyonunda –spa rezervasyonunda yürüyüş turlarına kadar­– da size yardımcı oluyor.

Stellenbosch Vadisi, aynı zamanda Delaire Graff mutfağının temel taşı olan mevsim meyve ve sebzelerinin yetiştirildiği alan. Organik ve sürdürülebilir tarıma büyük destek veren ve menülerini mümkün olan en sağlıklı ürünlerden oluşturmaya çalışan Delaire Graff’ın dünyaca ünlü restoranı Indochine, Asya mutfağının en lezzetli örneklerini sergiliyor. Aylar öncesinden rezervasyon alan Indochine, Cape Town ziyaretçilerinin mutlaka radarında olması gereken bir restoran.

Delaire Graff’ın bir başka önemli özeliği de, sahibi Laurence Graff’ın kişisel sanat koleksiyonundan eserleri sergiliyor olması. Otelin dört bir yanı, hatta bahçesi bile muazzam değerde tablo ve heykellerle dolu. Öyle ki, eserleri incelemek için bir sanat uzmanı sizinle birlikte dolaşarak bilgi veriyor. Delaire Graff’ı ziyaret ederseniz mutlaka bu sanat turunu yapmanızı tavsiye ederiz.

DETAYLAR: Delaire Graff Estate villalarında gecelik konaklamalar iki kişi için R 16.000’den başlıyor. www.delaire.co.za

Babylonstoren

Rüya gibi bir çiftlikle tanıştırmak istiyoruz sizi: Babylonstoren. Bahçesinde kaz sürülerinin dolaştığı, 3,5 hektarlık muazzam bahçelerle çevrili olan ve tam arkasını yasladığı dağ Babil Kulesi’ni andırdığı için Babylonstoren adını alan bu sıra dışı çiftlik, doğaya dönme arzusuyla seyahate çıkanların mutlaka birkaç gece geçirmesi gereken bir yer. Doğal yaşamın her adımda öne çıktığı, tarihi 1690’lara dayanan geleneksel bir Hollanda çiftliği burası –Cape Town’ın kurucuları arasında Hollandalıların yer aldığını hatırlatalım. Sabah kahvaltıda yiyeceğiniz yumurtaları bahçede serbestçe dolaşan tavuklardan taze taze elde ediyor, hatta bizzat siz toplayabiliyorsunuz. Bahçe deyip geçmeyin. Çoğu endemik binden fazla bitki ve ağaç türünün yer aldığı bu doğa hazinesi, botanik açıdan büyük öneme sahip. Çiftliğin restoranlarında, hatta spa’sında kullanılan tüm sebze, meyve ve bitkiler buradan elde ediliyor. Bahçenin botanik değeri öyle yüksek ki, her sabah saat 10’da eğitimli bir bahçıvan tarafından düzenlenen ve iki saate yakın süren keşif yürüyüşünde, adeta mitolojik hikayeler dinler gibi bitkilerin hikayelerini dinliyor ve büyüleniyorsunuz.

Babylonstoren’ın dünyaca ünlü Babel restoranı, Cape Town’ı keşfe gelen ziyaretçilerin mutlaka akşam yemeği için rezervasyon yaptırdığı bir adres. Eski bir ağılda konuşlanan restoran, farm-to-fork (çiftlikten çatala) felsefesinin Güney Afrika’daki ilk temsilcilerinden. Otelin İtalyan mutfağı sunan The Bakery ve bahçede konumlandırılan The Greenhouse adlı diğer restoranları da Babel’ın bu yaklaşımını takip ediyor. Cottage tarzı konaklama sunan Babylonstoren, kulübenizde yanan şöminenin sesiyle uykuya dalacağınız benzersiz bir adres…

DETAYLAR: Babylonstoren’da çift kişilik farm cottage’da gecelik konaklama bedeli R5 500’den başlıyor. www.babylonstoren.com

Boschendal

1685 yılında kurulan ve Cape Town’ın en eski bağ evlerinden biri olmakla gurur duyan Boschendal, basit ve sade bir çiftlik yaşamı arayanların adresi. Drakenstein Vadisi’nde yer alan ve muazzam dağ manzaralarıyla çevrelenen çiftlik, 2013 yılında geçirdiği kapsamlı renovasyon sonrasında bugünkü modern ve lüks çizgilerine kavuştu. Ancak bu yenilenmenin çiftliğin doğal havasından bir şey kaybetmesine sebep olduğu düşünülmesin. Boschendal, Cape Town’da doğal çiftlik hayatını deneyimleyebileceğiniz adresler arasında hala ilk sıralarda yer alıyor. Cottage tarzı konaklama sunan Boschendal’ın dillere destan gül bahçeleri ve faydalı bitkilerden oluşan plantasyonları, onu diğer bağ evlerinden farklı kılıyor. Dağ bisikleti, binicilik, yüzme, uçurma balıkçılığı ve rehberli doğa yürüyüşleri, Boschendal’ın konuklarına sunduğu aktiviteler arasında.

Boschendal’ın farm-to-table (çiftlikten sofraya) anlayışını en güzel sergileyen restoranı The Werf, tarihi bir mahzenden modern ve keyifli bir mekana dönüştürüldü. Müthiş dağ manzaralarıyla romantik bir atmosfer sergileyen The Werf’ün menüsündeki yiyeceklerin hazırlanmasında kullanılan tüm meyve ve sebzeler, çiftlikte ya da çiftliğin bulunduğu vadideki tarlalarda yetiştiriliyor. Aynı şekilde sipariş vereceğiniz etler de yine çiftlikte yetiştirilen hayvanlardan temin ediliyor. Restoranın açık mutfağında yemeğinizin hazırlanışını adım adım izleyebiliyorsunuz. Mis kokulu ekmekler ise aklınızı başınızdan alıyor. Unutmadan söyleyelim. Burada birkaç gün geçirmek istediğinizde mutlaka çiftlikte düzenlenen workshop’lara göz atmanızı öneririz. Doğal pişirme tekniklerinden ekmek, hatta dondurma yapımına kadar pek çok renkli konuda son derece faydalı workshop’lara katılabilirsiniz.

DETAYLAR: Boschendal’ın kısa süre önce renove edilen The Werf Cottage’larında iki kişi için gecelik konaklamalar R 3500’den başlıyor. www.boschendal.com