SAFARİNİN ROCK STAR’I RALPH BOUSFIELD

Kalahari Çölü’nün orta yerine bağdaş kurup oturuyorum. Dünyanın en sevimli hayvanları arasında yer alan kuyruksürenler –kendilerine mirket de diyebilirsiniz­– beni görür görmez üzerime tırmanmaya başlıyorlar. Sırayla tepeme çıkıp, güçlü tırnaklarıyla saçlarıma tutunarak etrafı seyrediyorlar. Bunu yapma sebepleri, insanları çok sevmeleri değil. Etrafta düşman ya da herhangi bir tehdit olup olmadığını kontrol edebilmek için yüksek bir yere tırmanma gerekliliği. Çorak bir vahanın ortasında buldukları en iyi tepe, bu durumda, ben oluyorum!

Kuyruksürenlerle beni buluşturan Kalahari, Afrika’nın masalsı çöllerinden biri… El değmemiş yaban hayatı ve elmas madenleriyle nam salan Botsvana’nın büyük çoğunluğunu oluşturan 900 bin kilometrekarelik bu muazzam habitat, yaşam koşulları gereği, ülkenin hayvan çeşitliliği bakımından en fakir, ancak sunduğu doğa manzaraları bakımdan en zengin toprakları. Üzerimde saatlerce keyif çatan kuyruksürenlerin de yaşam alanı. Onları Afrika’da sadece bu çölde görebilirsiniz. İnsanlara oldukça alışıklar. Çünkü civardaki kamplardan Jack’s Camp’in rehberlerinden biri, her sabah tan yeri ağarırken buraya gelip gün batımına kadar onlarla vakit geçiriyor. Bir maket gibi gün boyu yerde yatan ya da bağdaş kurup oturan fedakar rehber, kuyruksürenlerin insanlara alışmasını sağlıyor. Böylece Jack’s Camp ve kardeş kamp San Camp’te konaklayan misafirler, bu paha biçilemez deneyimi hiç ürkmeden yaşayabiliyor; sevimli hayvanlarla birkaç saat geçirip doğayla müthiş bir bağ kurarak evlerine dönüyorlar. Sosyal medyada boy boy yer bulan selfie’ler ise en güzel hatıralar arasında yerini alıyor…

Kalahari’nin yıldızı Jack’s Camp’in efsane hikayesi, en az kuyruksüren deneyimi kadar etkileyici. Sahibi Ralph Bousfield, beş kuşaktır safari rehberliği yapan bir aileden geliyor. Babası Jack Bousfield, Afrika’ya kendini adamış saygın bir kaşif. 1960’larda Botsvana’ya gelip kelimenin tam anlamıyla kuş uçmaz kervan geçmez Kalahari Çölü’nü ve asırlar önce göllerin kuruması sonucu çölün orta yerinde oluşan Makgadikgadi tuzlalarını gördüğünde, “İşte tam aradığım yer” diyerek çadırını buraya kuruyor. Kıtanın dört bir yanında öldürdüğü 44 bin timsahla Guinness Rekorlar Kitabı’na giren Bousfield, zamanla yönünü doğa korumacılığına çevirerek avcılığı bırakıyor ve safari rehberliği yapmaya başlıyor. Yıllardır hayalini kurduğu lüks kampı hayata geçirmek için de, Makgadikgadi tuzlalarındaki bu eşsiz lokasyonda karar kılıyor. Ancak tam bu sırada oğlu Ralph ile Afrika semalarında gezintiye çıktıkları hafif uçağın düşmesi sonucu hayatını kaybediyor. Babasını yanan uçaktan çıkaran Ralph, kendi vücudunun da ciddi şekilde yanması sonucu, uzun süre yaşamını hastanelerde sürdürüyor. Kendini toparladıktan sonra da babasının mirasını yaşatmak için yola koyuluyor. Uncharted Africa Safaris adını verdiği şirketinin çatısı altında babası anısına önce Jack’s Camp’i, daha sonra San Camp’i ve son olarak da Mapula Lodge’u kuruyor. Tanzanya’da doğan, Botsvana’da büyüyen, İngiltere’de doğa korumacılığı üzerine eğitim alan Ralph Bousfield için kıtanın en bilgili ve deneyimli safari rehberi diyebiliriz. Bu özelliklerinin üzerine eklenen yakışıklılığı ve renkli kişiliği, dünyanın en tanınmış simalarını Botsvana’daki kamplarına çekmeye yetiyor. Bousfield’ın ağırladığı ve bizzat rehberliğini üstlendiği isimler arasında Amerikan Eski Başkanı George W Bush, yönetmen Coen Kardeşler, oyuncu Frances McDormand, gazeteci Jeremy Clarkson, top modeller Elle Macpherson, India Hicks ve adı Ralph’de gizli pek çok tanınmış sima yer alıyor.

Rahatlıkla Afrika’nın en ünlü kampı diyebileceğimiz Jack’s Camp, 1940’ların kolonyal tarzdaki eski safari kamplarını anımsatan dekorasyonuyla –Out of Africa filmini gözünüzde canlandırın­– misafirlerin ilgi odağı. Doğa harikası Makgadikgadi tuzlalarına bakan tarz sahibi 10 kanvas misafir çadırı, lounge olarak kullanılan ana çadır, çay çadırı ve spa çadırı, kırmızı ve yeşil tonlarıyla çölün ortasında parlayan bir yıldız gibi kolayca fark ediliyor. Porselen yemek takımları, gümüş çatal-bıçak setleri, sayvanlı karyolalar, antika ahşap dolaplar, camekanlı vitrinler, kitaplıklar, kadife koltuklar, İran halıları ve bilardo masalarıyla alışıldık bir safari kampından çok farklı bir tarz sergiliyor Jack’s Camp. Oldukça büyük diyebileceğimiz yüzme havuzu, rakip kamplarla karşılaştırıldığında, kıtanın en iyilerinden biri. Yer minderleriyle süslenen çay çadırında akşamüzeri safariye çıkmadan önce geçirilen dakikalar, insanı bir anda Kuzey Afrika’nın o bildik, samimi atmosferine taşıyor.

Jack’s Camp’in kırmızı ve yeşil ağırlıklı dekorasyonuna karşılık, yaklaşık yarım saat mesafede konuşlanan San Camp, bembeyaz devasa çadırlarıyla kontrast bir tarz sergiliyor. Adını bölgede yaşayan San kabilesinden alan yedi çadırlı kamp, misafirlerine Afrika’nın güneyinde, kuzeyin Bedevi yaşantısından izler sunuyor adeta. Sizi bir anda içine alan bu romantik kampın sihri, müthiş bir sessizliğin ortasında yer alıyor oluşu. Adeta çıt çıkmayan yıldızlı gecelerde ve etrafta neredeyse tek bir canlı göremeyeceğiniz ıssız sabahlarda, hiçliğin ve sonsuzluğun ortasında yer almanın hafifliğini belki de dünyada sadece burada hissedebilirsiniz.

Ralph Bousfield’ın henüz birkaç ay önce hizmete soktuğu Mapula Lodge ise yine babasının hatırasına bir atıf… Botsvana’nın UNESCO korumasındaki deltası Okavango’da babasının hep bir kamp işletme hayali olduğunu vurgulayan Bousfield, geçtiğimiz yıl hizmete giren Natural Selection Travel adlı şirketin bünyesinde bu hedefini gerçekleştirdi. Natural Selection Travel, Afrika’nın güneyindeki farklı ülkelerde “karakter sahibi” kampları bir araya toplayan bir çatı şirket görevi görüyor. Amacı, yaşam alanlarının, hayvan popülasyonlarının ve yerel kültürlerin korunarak safari geleneğinin devam ettirilmesi. Botsvana, bu konuda dünyaya örnek teşkil eden rol model ülkelerden. Ödüle doymayan Botsvana Çevre, Doğal Kaynaklar ve Turizm Bakanı Tshekedi Khama, her zaman sürdürülebilir lüks turizm anlayışlarının, ülkeye yüksek gelirli az sayıda turistin gelmesini esas aldığının altını çiziyor. Khama ve ekibinin titiz çalışmalarıyla ülkede yasa dışı avcılığın neredeyse tamamen önüne geçildi, su safarilerine olanak tanıyan Okavango Deltası, 1000’inci UNESCO Dünya Mirası ilan edildi. Khama’nın desteklediği en önemli çalışmalardan biri de, gergedan relokasyonu projesi. Bugün maalesef ciddi sayıda gergedan Güney Afrika Cumhuriyeti’nde boynuzları için katlediliyor. Khama’nın ön ayak olduğu bu proje ile tehlike altındaki bu gergedanlar oldukça özverili bir helikopter transferiyle Botsvana’ya taşınarak kurtarılıyor. Botsvana’da avlanmak yasak ve ciddi anlamda kontrol altında; bu sayede gergedanlar ve filler, bu ülkede emniyetli bir yaşam sürdürebiliyorlar.

Peki, şıklıklarıyla etkileyen ve konuşlandıkları Makgadikgadi tuzlalarındaki hayvan ve insan yaşamını koruma altına alan Jack’s Camp ve San Camp’te neler yapabilirsiniz? Kuyruksürenlerle vakit geçirebilir, yerli San halkının yaşamını gözlemleyebilir ve kabile üyeleriyle yürüyüşlere çıkabilir, uçsuz bucaksız tuzlalarda at binebilir, quad biking yapabilir, her yıl gerçekleşen ve henüz çok az kişinin keşfettiği zebra göçünü izleyebilir, nesli tehlike altındaki kahverengi sırtlanları fotoğraflayabilir, beş bin yıllık baobab ağaçlarına sarılabilirsiniz. Tüm bunlardan arta kalan vakitlerde doğanın sunduğu muazzam manzaraları izleyebilir, yıldızlara karşı içkinizi yudumlayabilir, enfes yemekler yiyebilir, yoga yapabilir, havuzda serinleyebilir, çay çadırında keyif yapabilirsiniz. Benim gibi tatlıya düşkünseniz, hiçbir yerde bulamayacağınız banana and caramel cake’le zevkin doruklarına çıkabilirsiniz! Ve en önemlisi, müthiş sessizliğin ortasında, kendinizi bulabilirsiniz…

Natural Selection Travel, www.naturalselection.travel; Uncharted Africa, www.unchartedafrica.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Magazine made for you.

Featured:

No posts were found for provided query parameters.

Elsewhere: